Fotoğraflar


Gölge Asker Yazdır e-Posta
Izmirde Yahudi bir anne ve babadan dogmus, bir ateist. Tehlike içinde yaşayan, yaşadığı tehlikeler ile kendini besleyen bir freelance Ajan. Tek düşüncesi devletin kendine verdiği görevleri eksiksiz olarak yerine getirmek.

Bir âşık, tutkuyla delicesine seven ve bir kahraman, yaratıcısının elinden çıkmış. Hayatının gerçek olan kısmını hayal olarak aktarmış kâğıda. Gerçeklerin ve hayalin romanını yazmış yazılmamış sayfalara. Tutkularının esiri olmuş.

Sod, tehlike onun kod adı.

..

Ben sağ taraftan ilerliyordum; bir yandan da arkamdan kollandığımı biliyordum ve bu beni rahatlatıyordu. Şaleye yarım saatte vardık. Ben sağ koldan, hedefe Wolf'dan evvel vardım. Pencereden içeriye aynamı tutarak baktım. Dört kişi masa başında kâğıt oynuyorlardı. İşimiz çok kolaylaşmıştı; hepsi toplu haldeydi.  Wolf'un yaklaştığını gördüm; yanıma geldi,  ayna ile baktı ve başparmağını kaldırdı. Silahları çektik,  camı kırdık. Yaylım ateşi başlamıştı nihayet. Beş saniye sonra dört adam da yerde idi. İçeri girdik. Ben adamların ölüp ölmediğini kontrol ettim. Üç ölü vardı, dördüncüsü yaralıydı. Almanca bir şeyler söyleniyordu. Wolf'a dönerek:

"Ne diyor bu köpek?"

" Merhamet, merhamet diyor." 

"Bu köpeğe benim Yahudi olduğumu ve o bizlere ne kadar merhamet etmişse aynı derecede benim de ona merhamet edeceğimi söyle," dedim.

Wolf yüzüme baktı. "Söyle, Wolf, lütfen söyle ona..." Ve Wolf söylediklerimi, yerde yalvaran adama aktardı. Adam suratıma baktı küçümser gözlerle, son bir doğruldu ve yüzüme tükürdü. Ben de tetiği başına dayadım ve püf.

Dört Nazi yok olmuştu artık. Dayanamadım, adamların kanı ile duvara  "Dirty Nazi's" yazdım. Çıktık. Geldiğimiz gibi, bir "gölge" gibi otele döndük.

..

O bir ajandı ve işi için ne gerekiyorsa yapıyordu.

"Sakalım ve bıyığımla tanınmaz halde idim; ama beni daha evvelden de takip etmişlerse elbiselerimi tanıyabilirlerdi. Bir mağazaya girdim ve kendime yeni giysilerle bir de valiz aldım eski giysileri koymak için. Onlar valizsiz seyahat eden birini arayacaklardı. Büyük ihtimalle odama girmişler ve eşyalarımın orada olduklarını görmüşlerdi. Birisi otelde dönmemi beklerken, gerisi -kaç kişi iseler- beni gar, havaalanı ve tren istasyonunda bekliyor olacaklardı."

Kendinden ödün vermez, doğru bildiğinden şaşmaz.

..

"Ben bu söylediklerinizi harfiyen yerine getireceğime söz veremem. Mister X yatağında çocuğu ile yatıyorsa ve vaktimiz varsa çocuğu kaldırıp çocuğun hayatını kurtarabiliriz; ama her saniyemiz hesaplı ise ve bunun ucunda herhangi birimizin bilhassa kumandam altında olan birinin burnunun kanama riski bile varsa emirleriniz harfi harfine yerine getirilemeyecektir. Eğer teklifim ve tezim kabul edilemezse ki bunu da anlayışla karşılarım, herhalde başka bir kumandan bulmanız gerekecek."

Belki onu çok iyi tanıyorsunuz. Çevrenizden, sevdiğiniz ve güvendiğiniz biri. Belki eşiniz, dostunuz, ailenizden biri. Size güven veren güçlü bir kişilik.

Ya da. hiç tanımıyorsunuz onu.

..

Konuşmamız bitti, otele dönüp ayrıldık. Bense gidip annemi ziyaret etmeye karar verdim. Ziyaretine gitmeden önce bir sakinleştirici alsam iyi olur diye düşündüm; çünkü daha şimdiden, annemden duyacağım dırdırı düşündükçe başım ağrımaya başlamıştı. Arabaya atladım ve Hayfa'da yaşayan annemle kız kardeşimin evine gittim. Kapıyı çaldım, kapı açıldı, kız kardeşim evvela durdu, suratıma baktı, baktı: "Sod, bu sen misin?" "Evet, kız." dedim, üstüme atladı. Sarmaş dolaş içeri girdik. Gün geçtikçe daha da ihtiyarlayan annem beni görünce ağlamaya başladı. Hayırsız evlat gelmişti annesini görmeye. Öğlen yemeğini beraber yedik. Kız kardeşimin kocası Imanuel ve iki oğlu aynı zamanlarda eve geldi.  İşte şimdi cümbüş tamamdı. Birden bir ailem olduğunun farkına vardım; ama bana yabancıydı bu durum. Neler yaptığımı sordular. San Diego'da yaşadığımı, iş için iki günlüğüne geldiğimi ve üçüncü günümü de onlara ayırdığımı anlattım. Ne iş yapıyorsun diye sordu annem. "Müsteşarlık bürom var" dedim, "millette yardım etmeye gayret ediyorum, iyi kötü yaşıyorum işte..."

Hiç evlenmemiş, hiç çocuğu olmamış ve hep, bir yuvanın özlemini çekmiş.

..

Oysa hayat boyu eve dönmek istedim. Eve yani içinde beni seven, beni bekleyen birinin bulunduğu yere. Ancak otel odalarında ve seyahatlerde geçti hayatımın çoğu. Kendime ayıracak vaktim olmadı; çünkü kendim diye bir şey yoktu ki.  Yaşamın anlamı, bir ara geldi ki, lüzumsuz olduğuna kanaat getirdim aklımca. Esin'i tanımadan önce hayatıma son vermeyi düşünmüştüm; ama o bana hayatı tekrar sevdirdi ve ondan sonra...kabaca söylersem, siktirip attı beni. Ve ben yine eski hayatıma döndüm, hani o boş olan hayat. Hani ev denilen yerin boş odalarla dolu olduğu beton yığını... İçinde sevgi olmayan yer... Ne kadar üzgünüm bir bilsen. Hayatımı mahvettim; ama bir taraftan başardığım işler de oldu. Memleketimin daha iyi yaşamasına, daha iyi müdafaa edilmesine adadım yaşamımı.

Bir âşık, tutkuyla delicesine seven ve bir kahraman, yaratıcısının elinden çıkmış. Hayatının gerçek olan kısmını hayal olarak aktarmış kâğıda. Gerçeklerin ve hayalin romanını yazmış yazılmamış sayfalara. Tutkularının esiri olmuş.

Sod, tehlike onun kod adı.

Gölge Asker'i www.pecya.com sitesinden online olarak satın alıp okuyabilirsiniz, bunun için lütfen tıklayınız.

 

Satın Almak İçin

Erroll Gelardin'in kitaplarını aşağıdaki linklere tıklayarak internet üzerinden online satın alabilirsiniz.

Antoloji.com

Eren Kitap

Pandora

Kitaphayat

Net Kitap

Anket

Dünyada en çok nereyi ziyaret etmek istersiniz?